SON EKLENEN FILMLER
Romantik Komedi
Metropollerde yaşayan kadın ve erkek ilişkileri hakkında çok eğlenceli ve samimi bir anlatım diline sahip olan film, Aşkın, dostluğun, arkadaşlığın, ve insanların içinde bulunduğu şehir yaşamının, hayattaki yerini vurgulayacak. etche'nin yönettiği ve Cemal Hünal, Engin Altan Düzyatan, Gürgen Öz ile Sedef Avcı'nın oynadığı Romantik Komedi, 05 Şubat 2010'da Pinema Film dağıtımıyla Boyut Film tarafından vizyona çıkarılıyor. Esra, Didem ve Zeynep, üç yakın arkadaştır. Zeynep'in düğünü sürprizlere neden olacaktır. İstemediği bir işte yıllardır çalışan Esra istifa eder, kötü giden ilişkisini sona erdirir. Reklâm ajansına çalışmaya başlayana Esra, ajansın kreatif direktörü Mert ile yakınlaşırken, Didem'de Mert'in arkadaşı aktör Cem Sezgin'den etkilenir. Üç arkadaşın kararları hayatlarını değiştirecektir
G.D.O Karakedi
G.D.O. KaraKedi Tek Parça izle İstanbul'un eski semtlerinden olan Balat'ta yaşayan ve kendi yağlarıyla kavrulan üç kardeş, taksicilikle hayatını kazanan Gürkan, pilavcılık yapan Orhan ve iflah olmaz biçimde aşık olan Duran... Herkes gibi yaşam mücadelelerini sürdürürken, sıradan dertlerini de çözmeye çalışan bu üç kardeşin hayatı bir gün başlarına gelen bir kazanın yol açtığı, cinayet, mafya, kız kaçırma üç geniyle allak bullak olur. Bolca yanlışlıklar komedyası ve aksiyon dolu sahnelerin olacağı filmin senaryosu Şafak Sezer'e ait. Yönetmen koltuğunda ise Maskeli Beşler serisi ile tanınan Murat Aslan oturuyor.Başrolde Şafak Sezer'i seyredeceğimiz filmin kadrosunda Volkan Başaran, Serkan Şengül, Demet Bölükbaşı, Erdem Akakçe, Şener Kökkaya gibi isimler de yer alıyor.
Dilberin Sekiz Günü
Doğu’nun kıraç topraklarında, fakir bir köyde annesi, babası ve kardeşleriyle yaşayan Dilber, çocukluk aşkı Ali ile evlenme hayalleri kurmaktadır. Dilber ile Ali birbirlerine aşıktırlar ama Ali’nin babası, oğlunu bir başka kızla evlendirmek için arkadaşına söz vermiştir. Dilber bunu kabûllenemez, ilk talibiyle evlenmeye karar verir. Bu arada, topal bir adam ağır aksak yürüyerek köye yaklaşmaktadır.
Dedemin İnsanları
Ozan, Egede küçük bir sahil kasabasında yaşayan 10 yaşında bir çocuktur. Girit göçmeni dedesi Mehmet Bey nedeniyle arkadaşları onunla gavur diye alay etmektedir. Yalnız kalmaktan korkan Ozan, başta dedesi olmak üzere ailesine kızar Biz Türküz. diyerek onlara kafa tutar.
Ozanın dedesi Mehmet Bey, kasaba eşrafından, saygın bir adamdır. Kasaba halkına kol kanat gerer, sorunlarıyla ilgilenip, onlara yardım eder. Hoşgörürsüyle bilinen Mehmet Bey torununun bu durumundan dolayı üzülmekte ve endişe duymaktadır.
Mehmet Bey daha yedi yaşındayken, ailesi zorla topraklarından kopartılmış, mübadeleyle Giritten göçmüşlerdir. Mehmet Beyin en büyük arzusu ölmeden evvel doğduğu toprakları görebilmektir. Bu özlemle sık sık içinde mektuplar olan şişeleri Egenin mavi sularına bırakmaktadır.
DEDEMİN İNSANLARI, küçük bir kasabada yaşayan on yaşında bir çocuk ve dedesi aracılığıyla, bir ailenin ve bir ülkenin geçirdiği büyük değişimi anlatıyor. Kalabalık ve sıcak Ege insanlarının hikâyesini izlerken, mübadeleye, öteki olmaya, nereye gidersen git bir yere ait olamamaya, iki yakaya, çok sayıdaki azınlığa, ihtilallere, bir defa daha ama bu kez farklı bir yerdenbakacaksınız.
Beni Unutma
Olcay ve Sinan... İkisi de genç, ikisi de henüz bekar ama ikisi de aşka ve gerçek sevgiye olan inançlarını kaybetmiş insanlardır. Olcay (Açelya Devrim Yılhan) sevgilisi Hakan'ın (Kenan Ece) kendisini aldattığını öğrenir; Sinan (Mert Fırat) ise ani bir kararla nişanlısı Ebru'dan (Tuba Ünsal) ayrılır. İki yaralı kalp tanıştıktan sonra hiç planlamadıkları biçimde birbirlerinden etkilenir ve duygusal bir ilişkiye girerler.
Fakat Sinan’ın eski nişanlısı Ebru'nun, genç adamdan vazgeçmeye niyeti yoktur. Olcay ve Sinan'ın arasındaki taze ilişkiye bir süre sonra eski beraberliklerinin gölgesi düşecektir. Olcay’ın bazı tuhaf davranışları da aralarındaki duyguların sorgulanmasına neden olacaktır.
Evim Sensin
Leyla, eşinden ayrıldıktan sonra baba evine döner. Hayatının en zor 4 yılına girdiğinden habersizdir. İskender ise yetimhanede büyümüş, yalnız yaşamış ve hayatı boyunca hiç evi olmamış bir adamdır. Aralarında filizlenen aşk hızla ilerler, aradıkları mutluluğu birbirlerinde bulurlar. İkisinin özene bezene kurduğu dünyanın üstüne bir kâbus çökene kadar, İskender’in evi artık Leyla’dır.
Babam ve Oğlum
Sadık, Ege'deki çiftlikten ,üniversitede gazetecilik eğitimi için ayrılmıştır. Oysa babası Hüseyin, onun ziraat mühendisliği okuyup çiftliğin idaresini eline almasını istemektedir. Sadık, daha üniversite yıllarında politikayla aktif olarak ilgilenir. Bunu öğrenen babası Hüseyin, oğlunu evlatlıktan reddeder. 70'li yıllarda birçok siyasi olaya karışan Sadık'ı daha zor günler beklemektedir. 1980 yılının 12 Eylül günü sabah erken saatlerde karısının doğum sancılarının tutmasıyla dışarı fırlayan çift, hastaneye gitmek için araç bulamazlar, çünkü ülkede askeri darbe gerçekleşmektedir. Sadık'ın karısı, doğum esnasında hayatını kaybeder ama küçük Deniz hayattadır. Gördüğü işkence ve yattığı hapisten sonra sağlığı bozulan Sadık, hastalığının ölümcül olduğunu anladığında Deniz'i Ege'deki çiftliğe, annesinin ve konuşmadığı babasının yanına götürmekten başka bir yol bulamaz. Çizgi romanlara ve onun büyülü dünyasına oldukça meraklı olan Deniz için evin yanaşmaları, küs teyze (Şerif Sezer), traktör kullanan ve telsizle konuşan babaanne (Hümeyra), bileğinden boğazına kadar bilezikle dolaşan gelin Hanife (Binnur Kaya) ve saf bir amca (Yetkin Dikinciler) ile tanışmak, onun için oldukça farklı bir deneyim olacaktır. Sadık ve Hüseyin'in geçmişle hesaplaşmaları ise oldukça sıkıntılı gelişmelere neden olacaktır. .
Incir Reçeli
30'lu yaşlardaki Metin, televizyon showları için skeç yazarak hayatını sürdürmektedir. En büyük hayali senaryosunu yazdığı bir filmin çekilmesiyken yazdığı senaryolar hep reddedilmektedir. Her gün gittiği barda birgün Duygu isimli bir kızla tanışır. Ayakta duramayacak kadar sarhoş olan Duygu'yu evine alır, kendisi kanepede yatarken ona yatağını verir sabah uyandığında ise Duygu'nun küçük bir not bırakarak gittiğini görür. Sonraları tekrar karşılaşırlar, Duygu yine Metin'in evinde kalır ancak hep aynı şekilde Duygu sabah erkenden küçük bir not bırakarak evden ayrılır. Metin aşık olduğu ancak sadece adını bildiği bu kızın neden bu şekilde davrandığını merak eder, nedenini öğrendiğindeyse ölümsüz bir
metropol aşkı doğar .
metropol aşkı doğar .
| Oyuncu | Rolü |
|---|---|
| Halil Sezai Paracıkoğlu | Metin |
| Melike Güner | Duygu |
| Sinan Çalışkanoğlu | Erol |
| Barbara Lourens | Lisa |
| Selim Akgül | Kapıcı Cemil |
| Mustafa Uzunyılmaz | Selim |
| Nevin Efe | Ev sahibi |
| Alp Ataman | Barmen |
| Batur Belirdi | Doktor Tayfun |
| Hasan Yalnızoğlu | Bodyguard |
V For Vandetta
V for Vendetta, 2005 yılı ABD - Almanya ortak yapımı olup 2006'da gösterime giren film. Wachowski biraderlerin sinemaya uyarlayıp yapımcılığını üstlendiği filmi, daha önce Matrix üçlemesinde yardımcı yönetmenlik yapan James McTeigue yönetti. V for Vendetta, Alan Moore'un yazıp David Lloyd'un çizdiği aynı isimli çizgi romandan beyaz perdeye uyarlandı.
Ghajini - Aamir Khan
Sanjay Singhania Hindistanın en büyük iş adamlarından biridir.Bir iş gezisi dönüşünde evinde nişanlısı öldürülür ve kendisi de ağır yaralı olarak kurtulur. Ama başına demir sopayla darbeler alan Sanjay kısa süreli hafıza kaybına uğrar ve Sanjay nişanlısını öldüren Ghajini'nin peşine düşer.
PART 1
PART 2
Ölüm Zili
Gosa, kolejlere girmek için her Koreli öğrencinin vermesi gereken bir sınavdır. Okulun en başarılı yirmi öğrencisi seçilerek özel bir sınıfta toplanır ve özel bir kampa alınarak sınav için çalıştırılmak istenir. Öğrencilerine arkadaş gibi yaklaşan Hwang Chan-Wook ve İngilizce öğretmenleri Choi So-Yeong'un gözetiminde toplanan öğrenciler, derse bir arkadaşlarından eksik olarak başlarlar. Ders video gösterimi ile başlamışken aniden görüntü gider ve sırası boş duran arkadaşları hızla su dolan bir akvaryum içinde ekrana gelir. O sırada bir ses, öğrencilere akvaryuma çizilmiş olan sorunun zamanında çözülmediği takdirde arkadaşlarının öleceğini söyler. Kimse dışarı çıkmamalıdır, yoksa herkes öldürülecektir. Öğretmenlerinin ve okulun bekçisinin yardımları ile kaçmak için bir yol arayan öğrenciler kısa zamanda soruları çözmekten başka çareleri olmadığını anlayacak ve teker teker katilin eline düşeceklerdir. Her yeni soru, çamaşır makinesine atılan, eriyen mumların altında can veren arkadaşlarına yardım etmek için kendilerine bir ipucu vermektedir. Ancak soruların cevapları, öğrencileri geçen yıl okulda öldürülen başarılı bir kız öğrencinin katiline götürecektir. Cinayete kurban giden kızın ruhunun intikam arzusu ile geri geldiğine inanan öğrenciler bu kaçma kovalamaca içinde ipuçlarını da toparlamaya çalışmaktadır. Kendilerini bekleyen sürpriz sondan ise henüz haberleri yoktur.




